Özel Hastanelerin Acil Servisleri Ücretli Midir?
1. GİRİŞ
İnsanın en savunmasız ve muhtaç olduğu hallerden biri de acil bir sağlık sorununa tutulduğu anlardır. Hasta ve yakınları hastanın psikolojik ve fizyolojik acılarının dinmesi için alacağı sağlık hizmetinin hangi hastaneden karşılandığını, ücretini ve maddi karşılığını olayın panik ve heyecanı içinde göz ardı edebilir. Hasta ve yakınlarından böyle durumlarda hangi hastaneye müracaat edeceklerini, özel hastane mi devlet hastanesine mi gidecekleri konularında uzun uzadıya düşünmelerini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır.
Müvekkillerimizden, yakınlarımızdan ve hayatın içinden gördüğümüz kadarıyla bazı özel hastaneler kendilerine acil sağlık hizmeti için müracaat eden hastalardan ücret talep etmektedir. Hatta bazı hallerde acil hastalarından aldıkları sağlık hizmetinin niteliğine oranla fahiş ücretler talep edildiğinden yakınılmaktadır.
Biz bu yazımızda özel hastanelerin sunduğu acil sağlık hizmetine karşılık ücret talep edip edemeyecekleri sorusuna cevap arayacağız. Bu kapsamda öncelikle konuyla ilgili Anayasa, uluslararası sözleşmeler, kanun ve diğer mevzuat hükümlerini ele alacağız. Devamında özel hastanelerin acil sağlık hizmetinden ücret talep edemeyeceği konusuna değinen Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını inceleyeceğiz. Son olarak ele aldığımız mevzuat ve yargı kararları ışığında konuyla ilgili kanaatimizi açıklayacak ve hasta veya hasta yakınlarının hangi hukuki yollara müracaat edebileceği üzerinde duracağız.
Yazımızın mevzuat ve yargı kararları kısmı hukukçu olmayan vatandaşlarımız için anlaşılması güç ve detay bilgiler içerdiğinden giriş kısmını bitiren hukukçu olmayan okurların doğrudan özet mahiyetindeki sonuç kısmına atlamasını tavsiye ediyoruz.
2. İLGİLİ MEVZUAT
2.1. Anayasa
Anayasamızın ikinci maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı bir sosyal hukuk devletidir. Anayasanın beşinci maddesine göre devletin temel amaç ve görevlerinden bir kısmı şunlardır; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak.
Anayasanın ikinci maddesiyle belirlenen devletin sosyal bir hukuk devleti olması niteliği ve beşinci maddesiyle belirlenen devletin temel amaç ve görevlerinin doğal bir sonucu olarak Anayasanın 56. maddesi ile herkese sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı tanınmış, devlete herkesin beden ve ruh sağlığını sürdürmesi için pozitif yükümlülükler yüklenmiş, bu kapsamda sağlık kuruluşlarının devlet tarafından tek elden yürütüleceği belirtilmiştir. Sosyal hukuk devletinin, devletin temel amaç ve görevlerinin, sağlıklı yaşama hakkının ve bu hak kapsamında devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olarak da Anayasanın 60. maddesiyle herkese sosyal güvenlik hakkı tanınmıştır.
Konumuzla ilgili olduğunu düşündüğümüz son Anayasal hüküm ise Anayasanın 17. maddesi olup buna göre herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı vardır. Görüleceği üzere Anayasa ile kişilerin sağlık hizmetlerinden mahrum kalmaması için esas teşkil edecek çok önemli hükümler getirilmiştir. Kanaatimizce Anayasa sağlık konusunda herkesi kapsayan ve koruyan, kişilerin sağlık konusunda muhtaçlık yaşamasını engelleyecek bir çerçeve çizmiştir.
2.2. Uluslararası Sözleşmeler
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ikinci maddesiyle herkese yaşama hakkı tanınmıştır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin üçüncü maddesi de herkese yaşama hakkını tanımaktadır. Ayrıca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 25. maddesiyle herkese tıbbi bakım hakkı tanınmış, sağlığı ve refahı temin edecek uygun bir hayat seviyesini sağlayacak sosyal hizmetlerin sağlanması konusunda devletlere pozitif yükümlülük getirmiş ve hastalık, sakatlık ve benzeri geçim imkanlarından yoksun bırakan hallerde kişilerin güvenlik hakkına sahip olduğu ifade edilmiştir.
2.3. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
5510 sayılı kanunun 63/1,b maddesi gereğince genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sunulan acil sağlık hizmetlerinin finansmanı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacaktır. Aynı kanunun 73/7 maddesinin ikinci cümlesi gereğince genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerden gerek sözleşmeli gerek sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları acil hallerde ilave ücret almayacaktır.
2.4. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu
2918 sayılı kanunun 98/1 maddesinin birinci cümlesine göre; "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır."
2.5. Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği
Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nin 37. maddesine göre; "Yataklı tedavi kuruluşları, acil sağlık hizmetlerinin bedelini hizmet sundukları kişinin ödeme imkanları ve kuruluşlarının tahsil işlemleri ile ilgili usul ve esaslar çerçevesinde tahsil ederler. Acil sağlık hizmeti kapsamında hastane öncesi ve hastaneler arası hasta nakil hizmetleri sırasında sunulan hizmetlerin bedeli, bağlı olduğu döner sermaye saymanlığı tarafından hastaların bağlı oldukları resmi veya özel sosyal güvenlik kuruluşlarına tahakkuk ettirilir ve tahsil edilir. Sosyal güvencesi olmayıp ödeme gücü olmayanlardan ücret talep edilmez."
2.6. Özel Hastaneler Yönetmeliği
Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 39/1 maddesine göre; "Özel hastanelerde, acil sağlık hizmeti verilmesi ve acil vakaların hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kabul edilmesi ve gerekli tıbbi müdahalenin kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapılması zorunludur. Hizmet bedelinin tahsiliyle ilgili işlemler, acil müdahale ve bakım sağlandıktan sonra yapılır. Özel hastane, acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınamaz."
Aynı yönetmeliğin 39/2 maddesine göre; "Acil servise başvuran hastalara, yoğun bakım hizmeti dâhil olmak üzere gerekli ilk müdahalenin yapılması, tedavinin devamı için gerekiyorsa hastanın yatışı yapılarak tedavisinin ve eğer gelişirse komplikasyonların tedavisinin tamamlanması esastır. Hastanın tıbbi durumunun gerektirdiği uzman tabip, tıbbi donanım, müdahale, bakım ve tedavi için gerekli şartların hastanede sağlanamaması durumunda ise, gerekli ilk müdahalenin yapılmış olması kaydıyla, başka bir sağlık kuruluşuna usulüne uygun şekilde sevki sağlanabilir. Acil hastaların ihtiyaç durumunda nakledileceği sağlık kuruluşunun belirlenmesi ve nakil işlemleri Acil Komuta Kontrol Merkezi?nin yönetiminde ve koordinasyonunda yapılır."
2.7. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği
Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.3.1 maddesinde acil durumun detaylı bir tanımlaması yapılmıştır. Bu tanıma göre acil hal; "ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren durumlar ile ivedilikle tıbbi müdahale yapılmadığı veya başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın ve/veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlar ile pandemi süresince pandemi olgularına yönelik tanı ve tedavileri kapsamaktadır." Bu tanım kapsamındaki sağlık hizmetleri acil sağlık hizmetleri olarak kabul edilecektir.
Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.3.2 maddesine göre; "Sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları acil servislerde acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri için kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemez."
2.8. Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul Ve Esasları Hakkında Tebliğ
Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul Ve Esasları Hakkında Tebliğin 11/1 maddesine göre; "Sağlık tesisleri kendilerine başvuran veya ambulansla getirilen tüm acil vakaları sağlık güvencesi ve ödeme gücü olup olmadığına bakmaksızın kabul etmek, ilk değerlendirme ve gerekli tıbbi müdahaleyi yapmakla yükümlüdür."
3. KONUYLA İLGİLİ YARGI KARARLARI
3.1. Anayasa Mahkemesi Kararı
Anayasa Mahkemesi'nin 2014/4859 Başvuru Numaralı 14.09.2017 Tarihli kararı konumuzla alakalı önemli bir karardır. Bu karara konu somut olayda başvurucu taraf prematüre doğan çocuğun ve annesinin özel hastaneden aldığı tedaviye karşılık ödediği ücretin ve masrafların devlet tarafından karşılanmasını talep etmektedir.
Anaysa Mahkemesi söz konusu kararında yukarıda da belirttiğimiz Anayasal haklara atıf yaparak kişilerin sağlık hakkından faydalanabilmesi için devletin pozitif yükümlülükler alması gerektiğinden bahsetmektedir. Anayasa Mahkemesi ayrıca devletin kişilerin vücut bütünlüğünü korumak konusundaki sorumluluğunun mutlaka her sağlık hizmetinin ücretsiz olarak sağlanacağı şeklinde yorumlanamayacağını ve kamunun hangi hizmetlere öncelik tanınacağı yönünde bir takdir yetkisi olduğunu belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi sonuç olarak devletin mevzuatıyla kişilerin acil sağlık hizmeti almak zorunda kaldıkları durumlarda onların aşırı bir maddi külfet altında kalmamaları için yeterli güvenceyi sağladığını ifade etmiş ancak özel hastaneye yapılan fazla ödemenin başvurucu ile özel hastane arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklandığını ifade ederek hak ihlali olmadığına karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin bahsedilen kararına göre konuyla alakalı Anayasal hükümler, kanunlar, yönetmelikler ve tebliğler kısacası mevzuat kişilerin acil sağlık hizmeti hakkını yeterince korumaktadır. Ancak özel hastanelerin kişilerden fazladan tahsilat yapması halinde kişiler fazladan yaptıkları ödemelerin iadesini devletten talep etmemeli, özel hastane ile aralarındaki hukuki ilişki gereği tüketici mahkemesi veya tüketici hakem heyetine başvurmalıdır.
3.2. Yargıtay Kararları
Konumuzla alakalı incelediğimiz pek çok Yargıtay kararında öne çıkan husus özel hastane tarafından sunulan acil servis hizmeti karşılığında ücret istenip istenemeyeceği noktasında Sağlık Uygulama Tebliği ve konuyla ilgili diğer mevzuat çerçevesinde bilirkişi raporu alınması gerektiğidir.
Yargıtay ısrarla konuyla alakalı pek çok kararında Sosyal Güvenlik Mevzuatı hükümlerine alınacak bilirkişi raporunun sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Yargıtay'a göre hastanın acil servisinden giriş yapıp yapmadığı, acile giriş sebebinin acil müdahale gerektirip gerektirmediği, hastanın stabil hale ne zaman geldiği ve buna göre ücret talep edilip edilemeyeceği bilirkişi raporuyla tespit edilmelidir. (Yar. 13. H.D. 2017/1812 E. 2020/418 K., Yar. 13. H.D. 2017/802 E. 2018/7247 K., Yar. 13. H.D. 2016/11909 E. 2018/12442 K., Yar. 13. H.D. 2015/42095 E. 2017/4693 K.)
İncelediğimiz Yargıtay kararları neticesinde bizim kanaatimize göre gerçekten trafik kazası, beyin kanaması, panik atak ve benzeri acil müdahale gerektiren hallerdeki bir hasta stabil hale getirilene kadar özel hastane hastasından ücret talep edemeyecektir. Hasta stabil hale geldikten sonra yapılacak müdahaleler sebebiyle ise mevzuata ve Sağlık Uygulama Tebliği'ne bakılarak müdahalenin türüne göre ücret talep edilemeyeceğine karar verilmelidir.
3.3. Bölge Adliye Mahkemesi Kararları
Konumuzla alakalı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2018/1441 Esas 2019/252 Karar sayılı kararında açıkça Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine atıf yapılarak acil hizmetlerinden ve yoğun bakımdan ilave ücret alınamayacağı ifade edilmiştir. Bahse konu kararda acilden giriş yapan ve acil hali sona ermediği halde hastadan ilave ücret tahsil eden özel hastanenin Sosyal Güvenlik Kurumu'na cezai şart ödemesi hukuka uygun görülmüştür.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2019/374 Esas 2020/576 Karar sayılı konumuzla alakalı bir başka kararı da gayet yerinde ve aydınlatıcıdır. Mahkeme söz konusu kararında acilden giriş yapan hastanın stabil hale getirildikten sonra serviste hizmet verildiğine yönelik özel hastanenin savunmasının ispat edilemediğini dolayısıyla ilave ücret alınmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Kısacası bahsedilen kararlara göre özel hastaneler acil sağlık durumu sebebiyle kendilerinden sağlık hizmeti alan tüketicilerden ilave ücret talep edemeyeceği gibi hasta stabil hale gelmeden servis ücreti de alamayacaktır.
4. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Anayasamız ile kişilere sağlık ve sosyal güvenlik hakkı tanınmış ve devlete kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme ödevi verilmiştir. Bu kapsamda başta Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu başta olmak üzere mevzuatta acil sağlık hizmetlerinin finansmanının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı ve özel hastanelerce acil sağlık hizmetlerinden ilave ücret alınamayacağı düzenlenmiştir.
Mevzuatta ödeme gücüne ve sigortası olup olmadığına bakmaksızın özel ve kamu tüm hastanelerin acilden giriş yapan hastaları kabul etmesi gerektiği ve gereken müdahaleyi gecikmeksizin yapacağı düzenlenmiştir.
Nitekim Yargıtay'ın yerleşik görüşü de özel hastanelerin acil servis hizmetlerinden ücret talep edebilmesi için hastanın acil halinden kaynaklanan bir hizmet alıp almadığı hususunun bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiği ve buna göre karar verilmesi gerektiği yönündedir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda belirttiğimiz iki farklı kararında Sağlık Uygulama Tebliği'ne atıfta bulunarak acil halden kaynaklanan sağlık hizmetlerinden ilave ücret alınamayacağını açıkça ifade etmiştir.
Anayasamız, mevzuat ve yargı kararlarını bir bütün olarak değerlendirdiğimizde özel hastanelerin hastalarından acil servis ücreti talep edemeyeceğini ve acil servis ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edileceği dolayısıyla özel hastanelerin sundukları acil hizmetlerinin bedelini Sağlık Uygulama Tebliği'nde belirtilen miktarlarla Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan tahsil edebileceği sonucuna varıyoruz.
Özel hastaneye acil servisten giriş yapmış ve acil sağlık durumu sebebiyle hizmet almış bir hastadan ücret tahsil edilmesi halinde Tüketici Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemesi nezdinde başvuru yapılarak haksız tahsil edilen bedellerin iadesi sağlanabileceği kanaatindeyiz.
Av. Ali Cengizhan KILIÇ
