Arabuluculuk Nedir?

Arabuluculuk Nedir?

Arabuluculuk Nedir?

Ne yazık ki ülkemizde yargının ağır iş yükü sebebiyle uyuşmazlıkların dava yoluyla çözümlenmesi yıllar almaya başlamış ve kesin bir mahkeme kararı alınana kadar davayı kazanan veya kaybeden fark etmeksizin herkesin kayba uğradığı bir süreç söz konusu olmuştur.

Yargılamaların uzun sürmesi, uzun süren yargılamaların adalet sistemi üzerinde ağır bir yük haline gelmesi ve tarafların kendi aralarında kolayca halledebileceği meselelerin bile yargıya yansıması arabuluculuk uygulamasının hukukumuza girmesi için başat sebeplerden olmuştur. 

Örnek vermek gerekirse; bir berber çırağı sonradan berber olup yanında çalıştığı ve saygı da duyduğu işveren berber ile yaşadığı basit bir tartışmadan sonra köprüleri atarak işçilik alacakları için yargıya gitmek isterse her iki tarafın tekrar düşünmesi ve bir araya gelip kırgınlıkları onarması için onları teşvik edecek hiçbir hukuki mekanizma söz konusu değildi. Ancak arabuluculuk ile beraber bahsettiğimiz örnekte olduğu gibi aslında duygusal kırgınlıklardan dolayı yargıya yansıyacak ve sulh ile çözülebilecek basit meseleler artık sulh ile çözümlenebilecektir.

Dünyadaki hukuk sistemlerine baktığımızda da ABD ve İngiltere gibi çağdaş hukuk devletlerinde de arabuluculuk sisteminin uygulandığı görülmektedir. Arabuluculuk süreci gerçekten de maliyetleri azaltan, zamandan tasarruf ettiren, duygusal ihtiyaçları karşılayan ve yargının iş yükünü azaltan bir imkandır. 

Özetle; gelişmiş hukuk devletlerinde de uygulanan ve ülkemiz şartları içerisinde de ihtiyaç duyulan "arabuluculuk" 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile Türk hukuk sistemine girmiş olup halen de uygulaması genişleyerek devam etmektedir. 

Bu yazımızda arabuluculuk hakkında genel bilgiler vermeye çalışacağız.

Arabuluculuk Nedir?

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 2/1-b maddesine göre arabuluculuk şöyle tanımlanmıştır; "Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini,"

Kanuni tanımından görüleceği üzere arabuluculuk sürecinde taraflar kendi çözümlerini üretirler. Bundan kastedilen tarafların üçüncü bir tarafın, otoritenin veya yargı yerinin uyuşmazlık hakkında hüküm veren kararına bağlı olmadıkları, kendi aralarında kendi ürettikleri çözümle uyuşmazlıklarını hallettikleridir. 

Örnek vermek gerekirse ticari bir uyuşmazlıkta ticari alacakları hakkında uyuşmazlık yaşayan iki anonim şirketin uyuşmazlığı davaya yansırsa mahkeme alacağın kısmen kabulü kısmen reddi hakkında karar verip her iki tarafın da tatmin olamayacağı bir karar verebilir. Ancak taraflar uyuşmazlıklarını arabuluculuk yoluyla çözmeye karar verirlerse pastayı büyüterek birlikte yeni işler yapmaya karar verebilir veya alacağın ödenmesi noktasında her iki tarafı da zorlamayacak pratik kendi çözümlerini üretebilirler. Böylece mahkemenin uyuşmazlığa yönelik yasal bakış açısından ise yine yasalar çerçevesinde ama bu sefer tarafların menfaatine odaklanan bir süreç gelişecektir. 

Arabuluculuk Sürecinin Temel Esasları Nelerdir?

Arabuluculuk süreci her ne kadar bazı uyuşmazlık türleri açısından dava şartı ve zorunlu olarak belirlenmiş ise de taraflar arabuluculuk toplantılarına katılıp katılmamakta ve arabuluculuk sürecinin neticesinde anlaşıp anlaşmamakta özgürdürler. Buna arabuluculukta gönüllülük ilkesi denilmektedir. 

Arabuluculuk sürecinin ikinci temel ilkesi gizliliktir. Tarafların arabuluculuk toplantılarında sunacakları belgelerin ve sarf edecekleri sözlerin dava aşamasında aleyhine delil olarak karşı tarafça sunulması mümkün değildir. 

Arabuluculuk sürecinin üçüncü temel ilkesi ise tarafsızlıktır. Arabulucu süreci yönetirken her iki tarafa da eşit mesafede yaklaşır ve eşit söz hakkı tanır. Taraflardan birine diğer lehine anlaşması veya anlaşmaması için açık veya örtülü hiçbir telkin veya baskıda bulunamaz. 

Arabuluculuğun Faydaları Nelerdir?

Arabuluculuk sürecinin ve bu süreç neticesinde varılan anlaşmanın mahkemelerce yürütülen yargılamalara nazaran çok ciddi avantajları söz konusudur. Birincisi arabuluculuk süreci esnek bir süreçtir. Taraflar yargılamalardaki katı usul kurallarıyla bağlı değildir. Toplantı gün ve saatlerinin belirlenmesi, anlaşma şartları, toplantılara kimlerin katılacağı ve diğer konularda taraflar ile arabulucu birlikte karar alırlar. 

İkincisi; arabuluculuk süreci mahkemelerce yürütülen yargılamalara nazaran çok daha kısa sürer. Ülkemiz şartlarında mahkemelere yansıyan bir uyuşmazlığın halli seneler sürebilmektedir. Bu sebeple taraflar arabuluculukta anlaşırlarsa zamandan çok büyük bir tasarruf ederler. Yıllarca sürecek yargılamadan kaçınarak arabuluculukta anlaşan taraflar aynı zamanda yargılamanın yıllar sürecek psikolojik yükünden de kurtulurlar. 

Üçüncüsü; arabuluculuk süreci mahkemelerce yürütülen yargılamalara nazaran çok daha az maliyetlidir. Taraflar mahkemelerde sürecek yargılamalarda oldukça yüksek harç, gider avansı ve bilirkişi ücretlerini ödemek zorunda kalırlar. Ayrıca taraflar kendilerini temsil etmeleri için avukatlarına da ciddi meblağlar da avukatlık ücreti öderler. Arabuluculuk sürecinde bahsedilen yargılama giderleri söz konusu değildir. 

Dördüncüsü; arabuluculuk sürecinde taraflar kendi çözümlerini üretirler ve her iki tarafta kazanır. Oysa yargılama neticesinde verilen bir kararda taraflardan bazen biri kazanırken bazen de her ikisi kaybeder. Buna arabuluculukta kazan - kazan formülü de denilmektedir. Arabuluculukta taraflar anlaşma şartlarını belirlerken karşılıklı yükümlülükler belirleyebilecekleri gibi pastayı büyüterek birbirleriyle yeni ticari alışverişler yapmaya ve yeni işler yapmaya karar verebilirler. Bu anlamda mahkeme kararlarında algılandığı gibi birinin diğerini yenmiş gibi bir psikolojik atmosfer oluşmaz. 

Beşincisi; arabuluculukta taraflar duygusal ihtiyaçlarını da giderirler. Çoğu zaman bir uyuşmazlığın tarafı olan kişiler işin maddi boyutunun yanında hayal kırıklıkları ve duygusal ihtiyaçlar da barındırır. Arabulucu bu tarafları aynı masa etrafında topladığında taraflar hayal kırıklıklarını ve duygularını da karşı taraf ileterek bir duygusal aktarım ve boşaltım sağlama imkanını elde eder. Böylece taraflar yargılamada birbirine hasım gibi hissetmektense arabuluculukta yüzleşme ve hatta helalleşme imkanını elde eder. Tabi ki tarafların birbirine duygularını aktarmadaki sınırı belirlemede arabulucu saygı sınırlarının aşılmamasını denetlemekle yükümlüdür. 

Altıncısı; arabuluculukta anlaşma halinde taraflar arasında imzalanan arabuluculuk anlaşma belgesi bazı hallerde doğrudan icraya konu edilebilecek bir mahkeme ilamı hükmündeyken bazı hallerde ise Sulh Hukuk Mahkemesi'nden icra edilebilirlik şerhi alınmasıyla icraya konu edilebilir. Bu yönüyle taraflar arabuluculuk sayesinde hak ve alacaklarına çok daha hızlı şekilde ulaşabilirler. Oysa yargılamada mahkemenin kesinleşmiş bir kararının ortaya çıkması uzun seneler sürecek ve bu süreçte taraflar hak ve alacaklarını elde etmekte oldukça uzun süreler beklemek zorunda kalacaktır. 

Arabuluculuğun bu yazımızda bahsettiğimiz faydalarından başka pek çok yararı da söz konusudur. Biz bu konuda kanaatimizce önemli olanlarını genel ve yüzeysel bir biçimde ele almış bulunuyoruz.

Hangi Uyuşmazlıklar Arabuluculuk ile Çözülebilir?

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 1/2 maddesine göre ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişlidir. Bu kapsamda taraflar boşanma, iş kazası, sigortalılık tespiti, aile içi şiddetin söz konusu olduğu uyuşmazlıklar ve bunun gibi ancak mahkemelerce karara bağlanabilecek uyuşmazlıklarda arabulucuya başvuramazlar. 

Diğer yandan arabulucuğun kapsamı oldukça geniş olup son düzenlemelerle daha da genişlemeye devam etmektedir. İşçi - işveren uyuşmazlıkları, ticari davalar, tüketici uyuşmazlıkları zorunlu olarak dava şartı arabuluculuğa tabidir. 

Örnek vermek gerekirse; işten çıkartılan bir işçi işe iade davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadır. Aynı şekilde kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı ve maaş alacağı gibi işçilik alacaklarını talep edecekse de öncelikle dava şartı arabuluculuğa başvurmak zorundadır. 

Ticari uyuşmazlıklardan örnek vermek gerekirse; iki ticari şirket arasındaki ticari bir fatura alacağından kaynaklanan uyuşmazlık, çek veya bono alacağı, haksız rekabetten kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk kapsamına girer. 

Tüketici uyuşmazlıklarından örnek vermek gerekirse; bayiden otomobil satın alan bir tüketicinin bu otomobilin ayıplı çıkmasından kaynaklanan talepleri için de öncelikle tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvurması gerekmektedir. 

Ayrıca ortaklığın giderilmesi ve tarımsal üretim sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda da zorunlu arabuluculuk söz konusudur. 

Tüm bunlar dışında taraflar zorunlu arabuluculuk kapsamında olmasa da üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuğa da başvurabilir. 

İhtiyari Arabuluculuk ile Dava Şartı Zorunlu Arabuluculuk Arasındaki Fark Nedir?

İhtiyari arabuluculuk bir uyuşmazlığın tarafı olan kişilerin her zaman başvurabileceği bir süreçtir. İhtiyari arabuluculukta taraflar arabulucularını kendileri belirleyebilir veya adliyelerdeki arabuluculuk bürolarından kendilerine sistemden bir arabulucu atanmasını talep edebilir. Taraflar üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir özel hukuk uyuşmazlığını ihtiyari arabuluculuk konusu yapabilirler. Bu kapsamda yalnız dava şart arabuluculuk kapsamında kalan uyuşmazlıklar haricindeki uyuşmazlıklar da ihtiyari arabuluculuk başvurusuna konu olabilir. 

Dava şartı arabuluculuk sürecinde ise taraflar şayet uyuşmazlık konusuna dair dava açacaklar ise arabulucuya başvurmak zorundadır. Dava şartı arabuluculuk kapsamında kalan uyuşmazlıklar için dava açılırken arabuluculuk son tutanağının mahkemeye sunulması zorunludur. Aksi takdirde mahkeme davayı usulden reddedecektir. 

Arabuluculuk Anlaşma Belgesi Nedir?

Arabuluculuk sürecinde anlaşan tarafların anlaşmalarının kapsamını ortaya koyan ve taraflar ile avukatları ve arabulucunun birlikte imzalaması halinde mahkeme kararı gibi ilam niteliğinde kabul edilen belgeye anlaşma belgesi denir. 

Arabuluculuk anlaşma belgesi taraflar ile avukatları ve arabulucunun birlikte imzalaması halinde ilam niteliğinde bir belge kabul edilir ve doğrudan icraya konulabilir. Ticari uyuşmazlıklar bakımından ise arabuluculuk anlaşma belgesinin ilam niteliğinde kabul edilip doğrudan icraya konulabilmesi için taraflar ile avukatları tarafından imzalanmış olması yeterlidir. Diğer hallerde ise Sulh Hukuk Mahkemesi'nden icra edilebilirlik şerhi alınarak anlaşma belgesinin icraya konu edilebilir hale getirilmesi mümkündür. 

Arabulucunun tarafsızlığını zedeleyecek bir hususun tespit edilmesi ve arabuluculuk sürecinin kanuna ve hukuka aykırı yürüdüğünün tespit edildiği herhalde arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali açılacak bir dava ile söz konusu olabilir. Bu kapsamda arabulucunun süreci tam bir tarafsızlık ve bağımsızlık içerisinde yürütmesi ve toplantıları kendi belirleyeceği ve tarafsızlığı zedelemeyecek bir yerde yapması çok önemlidir. Yine arabulucunun daha önce avukatlığını yaptığı bir müvekkilinin arabuluculuk dosyasında arabuluculuk yapması da son derece sakıncalıdır. 

Arabuluculuk hakkında bu yazımız sadece genel geçer ve yüzeysel bilgiler vermekte olup kısa bir bilgilendirmedir. Uyuşmazlığınızı arabuluculuk yoluyla çözmek istiyorsanız bu konuda bir arabulucu veya avukattan bilgi almanız çok daha isabetli olacaktır. 

Av. Arb. Ali Cengizhan KILIÇ