Evlilikte Eşlerin Kişisel Bakım ve Beden Temizliği Yükümlülüğü
1. GİRİŞ
Günümüzde evliliklerin büyük çoğunluğu çiftlerin birbirini karşılıklı beğenmesi ve sevmesi neticesinde gerçekleşmektedir. Bu sebepledir ki sağlıklı bir ruh hali altında olan kimse bu beğeni ve sevginin devam etmesi için karşı cinsle birlikte olduğu zamanlarda kişisel bakım ve beden temizliğine özen gösterir bir vaziyettedir.
Evliliklerde genel olarak kişisel bakım ve beden temizliğinin ihmal edilmeye başlanması sevgililiğin ve evliliğin ilk yıllarındaki heyecanın kaybolması ve çiftlerin aynı konutta sürekli beraber yaşamasıyla ortaya çıkmaktadır. Hatta öyle ki böyle bir sürecin sonunda evli çiftler birbirini akraba veya tanıdık herhangi biri gibi görmeye başlamaktadır. Bu da yavaş yavaş çiftlerin kendilerine gösterdikleri özenin azalmasına sebep olmaktadır.
İçinde yaşadığımız çağda çiftlerin hijyen, kişisel bakım ve beden temizliği konularında bilinç sahibi olduklarını da göz önüne alırsak bu konularda ihmal gösteren birinin yalnızlaşacağını da söyleyebiliriz.
Tabi ki çalışmamız kapsamındaki kişisel bakım ve beden temizliği yükümlülüğünden kast edilen eşlerin sürekli spor yapması, kadının 90 - 60 - 90 ölçülere sahip olması, erkeğin altılı karın kaslarına sahip olması, sürekli en şık kıyafetleriyle dolaşmaları anlamında değildir. Çalışmamız kapsamındaki beden temizliği ve kişisel bakım yükümlülüğü ile bahsedilen eşlerin birbirinden uzaklaşmalarına sebep olmayacak kadar minimum insani ölçülerdeki unsurlara dikkat etmeleridir. Bu konuda çalışmamızın devamında detaylı örnekler verilecektir.
Eşlerin birbirlerine saygı ve sevgilerini kaybetmemeleri ve birbirlerinden soğumamaları için çalışmamız konusu beden temizliği ve kişisel bakım yükümlülüğü önem arz etmektedir. Bu kapsamda yazımızda kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğünün eşler için ne anlama geldiği emsal Yargıtay kararlarıyla açıklanmaya çalışılacak ve ana hatlarıyla konu hakkında bilgiler verilecektir.
2. KİŞİSEL BAKIM VE BEDEN TEMİZLİĞİ YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN AMACI
Yerleşik Yargıtay görüşüne göre evlilik birliğinin en önemli amaçlarından biri de cinsel arzuların tatmin edilmesidir. Yargıtay'a göre evlilik hayatında eşlerin birbirine her açıdan zevkle yaklaşmaları ve cinsel doyuma ulaşmaları esastır. Aksi halde Yargıtay aynen şöyle karar vermiştir;
"Çünkü evlilik hayatı, başka canlılarda olduğu gibi sırf çiftleşme ile sürdürülemez. Eşlerin birbirine her yönü ile yakınlaşmaları, gerçek anlamı ile doyuma ulaşmaları şarttır. Karısının erkek vücudunu andıran görünümü ve cinsel organındaki anormal durum ilaç etkisi ile cinsel yaklaşıma elverişli halde tutulmaya çalışılan bir kadına karşı, kocada meydana gelen soğukluk ve haklı kaçınma duyguları karşısında evlenmenin feshi gerekir. Buna rağmen davacıyı hayatı boyunca arzusu dışında birisiyle beraber yaşamaya zorlamak haksızlık olur. Öyle ise aksine düşüncelerle davanın reddedilmesi usul ve kanuna aykırıdır." (Yar. 2. H.D., E. 1981/2375 K. 1981/3728)
Yargıtay yukarıda belirttiğimiz kararından görüleceği üzere evlilik birliği içerisinde cinsel doyuma ulaşamayan eşin buna mahkum edilmesini ve evlilik birliğinin devamını uygun görmemiştir. Yargıtay "başka canlılarda olduğu gibi sırf çiftleşme ile sürdürülemez" derken insanların hayvanlardan farklı bir cinsellik anlayışı olduğunu ve insanların estetik anlayışa sahip olduğunu anlatmaya çalışmaktadır.
Yargıtay'ın makul ve akla yatkın bu görüşlerinden anlaşılacağı üzere eşlerin beden temizliği ve kişisel bakımına özen yükümlülüğünün evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirini cinsel yönden arzulamaları, beğenmeleri ve birbirlerine zevkle yaklaşmaları gerektiği anlayışından kaynaklandığını anlıyoruz.
Bu anlayışın doğal sonucu olarak hukuk düzeninde eşlerin kişisel bakım ve beden temizliğine dikkat etmekle yükümlü tutulmalarının amacı eşlerin evlilik birliğini yaşatabilmek, eşlerin birbirine olan sevgi ve saygılarını ayakta tutmak, eşlerin birbirlerinden soğumalarını önlemek ve yükümlülük ihlal edildiği takdirde de maruz kalan eşin evlilik birliğine mahkum kalmasını engellemektir.
3. Kişisel Bakım ve Beden Temizliğine Özen Yükümlülüğünün İhlaline Sebep Olacak Davranışlara Örnekler
Eşlerin kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil edecek sayısız örnek verilebilir. Eşin ter kokması, ağzının veya nefesinin kokması, duş almaması, aşırı kıllanması Yargıtay tarafından karar altına alınmış bir kısım kişisel bakım ve beden temizliği yükümlülüğüne aykırı kabul edilmiş hallerdir. (Yar. 2. H.D., E. 2012/5303 K. 2012/24965, Yar. 2. H.D., E. 2004/477 K. 2004/1542, Yar. 2. HD., E. 1981/2375 K. 1981/3728)
Giriş kısmında da bahsettiğimiz üzere eşlerin kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğü taraflara karşılanması çok zor bir ödev yüklememektedir. Eşlerin sıkı bir vücuda sahip olması, ideal ölçülere sahip olması, zarif ve şık giyinmeleri gibi yüksek bir beklenti söz konusu değildir. Bu yükümlülük çerçevesinde eşlerin dikkat etmesi gereken, minimum insani ölçütler içerisinde ve eşinde soğuma duygusu uyandırmayacak kadar kişisel bakımına ve beden temizliğine özen göstermeleridir.
Yargıtay kararlarından ve yükümlülüğün amacından yola çıkarak başka bir takım davranış ve hallerin yükümlülüğün ihlaline sebebiyet verebileceğini veya bu yükümlülük kapsamında tartışma konusu olabileceğini düşünüyoruz. Erkeğin saç ve sakal tıraşını model ve tarz dışında bir nedenle hırpani gözükecek şekilde aşırı uzatması, dışarıdan bakıldığında saygı uyandırmayacak kadar özensiz ve hırpani bir giyime sahip olunması, sürekli bitlenmek veya pirelenmek, ayağın kokması, uzun zaman el ve yüz yıkanmaması, uzun zaman tırnakların kesilmemesi ve benzeri onlarca sebebin daha kişisel bakım ve özen yükümlülüğü kapsamında olacağını veya bu başlıkta tartışılabileceğini düşünüyoruz.
4. Kişisel Bakım ve Beden Temizliğine Özen Yükümlülüğünün İhlalinin Sonuçları
4.1. Kişisel Bakım ve Beden Temizliğine Olumsuz Etkisi Olan Sağlık Sorunları Bulunması Halinde
Öncelikle kişisel bakım ve beden temizliğine iradesi dışında bir sebeple dikkat edemeyen ve bu konuda olumsuz sonuçlarla karşılaşan eşin peşinen kusurlu kabul edilmesi ve yükümlülüğü ihlal ettiği kabul edilmez.
Örneğin eşin kolunu veya bacağını kırması, bir süreliğine yatağa bağımlı hale gelmesi, tıbbi zorunluluk sebebiyle bir süre duş alamayacak olması ve benzeri hallerde kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğünün ihlal edildiğini söyleyemeyiz. Aksi yönde bir kanaat ve sonuç adaletsiz olacaktır. Aynı şekilde ağız ve vücut kokusu, aşırı kıllanma gibi sorunlarla yüzleşen eşin bu hali bir sağlık probleminden kaynaklanıyorsa öncelikle iyileşmek için tedavi olup olmadığına bakılır. Bu konuda Yargıtay'ın örnek bir kararı aynen şöyledir;
"Ağız ve vücut kokusu başlı başına boşanma nedeni değildir. Davalı da var olduğu iddia edilen bu rahatsızlığın tedavisinin mümkün olup olmadığı, davalının tedaviden kaçınıp kaçınmadığı bu rahatsızlığın evlilik birliğini davacı koca için çekilmez hale getirip getirmediğinin uzman hekimlerden oluşan sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece tebliğ edilen açıklamalı davetiye bu koşulları içermediği gibi davalı kadın daha sonra duruşmaya gelip hastaneye sevkini istediği halde bu konuda işlem yapılmaması da doğru değildir. Bu yönler araştırılıp incelenmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır." (Yar. 2. H.D., E. 2004/477 K. 2004/1542)
Yargıtay yukarıda belirttiğimiz kararında ağız ve vücut kokusunun sağlık sorunundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, buna göre tedavisinin mümkün olup olmadığı ve eşin tedaviden kaçınıp kaçınmadığı hususlarının araştırılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu karara göre şayet eşin ağız ve vücut kokusu sağlık sorunundan kaynaklanıyor ve eş tedaviden kaçınmıyorsa yükümlülüğün ihlali ve kusurlu bir hal söz konusu değildir.
Kişisel bakım ve beden temizliği haline sağlık sebebiyle halel gelmesi ve eşin tedaviden kaçınmaması halinde bir kusurdan bahsedilemeyeceğini açıkladık. Peki eşteki beden temizliğine sebep olan sağlık sorunun tedaviyle iyileşmesi mümkün değilse ne olacaktır? Bu konuda Yargıtay'ın örnek bir kararı aynen şöyledir;
"Davalı kadının göğüs ve karın bölgelerinde aşırı kıllanma olduğu, ayrıca cinsel organının anormal bir yapıda bulunduğu, klitorisin çok gelişmiş olduğu, adeta bir çocuk erkeklik organı biçimini aldığı, bunun ise cinsel birleşmeye imkan vermediği, davacının bunu ilk gece öğrendiği, kadının tedavi edilmesinden sonra kılların dökülmeye, klitorisin ise küçülmeye başladığı, devamlı ilaç kullanması halinde cinsel birleşme mümkün olacağı dosyadaki raporlardan anlaşılmıştır. Evlilik hayatında kadın ve erkeğin birbirine her bakımdan zevkle yaklaşması ve bu suretle cinsel doyuma ulaşmaları asıldır. Erkek görünüşlü ve ömür boyu ilaç gücü ile dişiliğini korumaya çaba sarf eden bir kadınla, erkeğin yaşamaya zorlanması mümkün değildir. Çünkü evlilik hayatı, başka canlılarda olduğu gibi sırf çiftleşme ile sürdürülemez. Eşlerin birbirine her yönü ile yakınlaşmaları, gerçek anlamı ile doyuma ulaşmaları şarttır. Karısının erkek vücudunu andıran görünümü ve cinsel organındaki anormal durum ilaç etkisi ile cinsel yaklaşıma elverişli halde tutulmaya çalışılan bir kadına karşı, kocada meydana gelen soğukluk ve haklı kaçınma duyguları karşısında evlenmenin feshi gerekir. Buna rağmen davacıyı hayatı boyunca arzusu dışında birisiyle beraber yaşamaya zorlamak haksızlık olur. Öyle ise aksine düşüncelerle davanın reddedilmesi usul ve kanuna aykırıdır." (Yar. 2. H.D., E. 1981/2375 K. 1981/3728)
Yukarıda belirttiğimiz Yargıtay kararına göre vücudunda aşırı kıllanma olan, ömür boyu ilaç kullanmak suretiyle dişiliğini koruyabilen ve erkek görünümlü bir kadının eşinden evliliğe devam etmesi beklenemez. Görüleceği üzere kişisel bakım ve beden temizliği yükümlülüğüne bir sağlık sorunu sebebiyle halel geldiği ve bu sağlık sorununun tedaviyle iyileşme olanağı olmadığı halde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilecektir.
Özetlemek gerekirse, kişisel bakım ve beden temizliğine aykırı bir halin sağlık sorunundan kaynaklanması halinde öncelikle tedavi imkanı bulunup bulunmadığına bakılır. Tedavi imkanı yoksa durumun ağırlığının eşlerden biri için evlilik birliğinin devamını çekilmez hale getirip getirmediğine göre boşanmaya karar verilebilir. Tedavi imkanı varsa ve eş tedaviden kaçınmıyorsa kusurlu bir hal söz konusu değildir. Ancak tedavi imkanı olduğu halde tedaviden kaçınan eşin kusurlu olduğu kabul edilir ve boşanmaya karar verilebilir.
4.2. Kişisel Bakım ve Beden Temizliğine Özen Yükümlülüğünü İhlalin Psikolojik (Duygusal) Şiddet Kabul Edilmesi
Temizlik kurallarına uymama eylemi farklı bir deyişle temizlikle ilgilenmemek Yargıtay uygulamasında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren bir duygusal şiddet türü olarak kabul edilmiştir. [Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Hukuku, (Ankara: Yetkin Yayınları, 11. Baskı, 2022), s. 804]
Aynı şekilde Yargıtay, beden temizliğine özen gösterilmemesi eylemini de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren ve duygusal şiddete yönelik bir davranış saymaktadır. (Gençcan, a.g.e., s. 804.) Yargıtay'ın bu konudaki bir kararı aynen şöyledir;
"Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, kadının ailesi ile görüşmesine engel olduğu, kadına ve ailesine cahiller diyerek hakaret ettiği, kişisel bakım ve temizliğine dikkat etmediği, bu nedenle kusurlu olduğu mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanından anlaşılmaktadır." (Yar. 2. H.D., E. 2016/17231 K. 2018/5989)
Yukarıda belirttiğimiz kararından görüleceği üzere Yargıtay, eşinin ailesiyle görüşmesine engel olunması ve hakaret edilmesi gibi psikolojik şiddet sayılan eylemlerle kişisel bakım ve temizlik yükümlülüğüne dikkat edilmemesi eylemini bir arada kusurlu davranışlar olarak saymıştır.
Ağız ve vücut kokusu olan eşin tedaviden kaçınması hali de bir psikolojik şiddet türüdür. Yargıtay uygulamasında ağız ve vücut kokusu olan eşin tedaviden kaçınması halinde evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet verecek bir duygusal şiddetin var olduğu kabul edilir. (Gençcan, a.g.e., s. 800) Kişisel bakım ve beden temizliğine özen göstermeyen eş karşı tarafa kendisine değer verilmediği mesajını örtük bir yolla vermekte ve evlilik hayatını çekilmez hale getirmektedir. Bu sebeple Yargıtay'ın ağız ve vücut kokusunun tedavisinden kaçınılması, beden temizliğine özen gösterilmemesi ve benzeri eylemleri psikolojik şiddet sayması bize göre de isabetli ve yerindedir.
4.3. Kişisel Bakım ve Beden Temizliğine Özen Yükümlülüğünü İhlal Eden Eşin Kusurlu Sayılması ve Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Kişisel bakım ve beden temizliği yükümlülüğüne uymamanın doğal sonucu olarak evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve yükümlülüğe uymayan eşin kusurlu olduğu kabul edilir.
Yargıtay kararlarına baktığımızda kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğünün ihlaline diğer önemli pek çok kusurlu davranışla aynı düzeyde değer verildiği görülmektedir. Örneğin bir Yargıtay kararında, annesi ile birlikte kadını beğenmeyip eleştiren, küçümseyen, manevi baskı kuran, kadının ortak çocuğa bakmasına müsaade etmeyen, tartışma sonrası kadını dedesinin evine bırakıp dönmek isteyen kadını eve almayan ve bir gün sonra eşinin kıyafetlerini dedesinin evinin bahçesine bırakan tarafla kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen karşı tarafın kusuru eşit kabul edilmektedir. (Yar. 2. H.D., E. 2020/6184 K. 2021/781 T. 28.01.2021)
Görüleceği üzere kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğün ihlali de hakaret, aşağılama, manevi baskı, eşi terk etmek, eşi eve almamak, ortak çocukla ilişkiye müsaade etmemek gibi ağır eylemelerle aynı derecede kusurlu bir eylemdir. Evlilik birliğinde eşlerin nasıl birbirlerine karşı hakaret etmesi, aşağılaması ve baskı kurması kınanması gereken saygısızca bir davranışsa beden temizliği ve kişisel bakıma dikkat etmemekte aynı şekilde kınanması gereken saygısız bir davranıştır.
Neticede kişisel bakım ve beden temizliğine dikkat edilmemesi ile sayılan diğer kusurlu davranışlar aynı sonuçlara yol açacak yani tarafların birbirinden soğumasına, evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesine ve eşler arasındaki sevgi ile saygının azalmasına sebebiyet verecektir.
Kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğünü ihlalin kusur durumunun tayinini etkilemesi yanında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve evlilik birliğinin devamının çekilmez hale gelmesine sebebiyet vermesi de bir başka sonucudur.
5. Kişisel Bakım ve Beden Temizliğine Dikkat Edilmediğinin İspatı
Karşı taraf eşin kişisel bakım ve beden temizliğine dikkat etmediğini ispatlamak her zaman kolay olmayabilir. Eşinin vücut ve ağız kokusu gibi sorunlarına temas edecek kadar yakın olan tek kişi eşi olabilir. Ancak ailesiyle birlikte yaşayan müşterek çocukların bu konularda tanıklığının faydalı olabileceği söylenebilir.
Tabi ki kişisel bakım ve beden temizliğine dikkat edilmediğinin ispatında yalnızca kişiye yakın olanların değil ayrıca buna şahit olmuş herhangi dışarıdan başka kişilerin de tanıklığı aydınlatıcı olabilir. Kişinin hırpani olduğuna, vücut kokusu yaydığına ve benzeri hallere dışarıdan biri de tanıklık etmiş olabilir.
Kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğünün ihlalini ispatta tanık delilinin yanı sıra bir başka önemli delil de bilirkişi raporudur. Uygulamada uzman sağlık kurulundan alınan raporlarla eşteki vücut veya ağız kokusu gibi durumların bir hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığına, sağlık sorunundan kaynaklanıyorsa eşin tedaviden kaçınıp kaçınmadığına bakılmaktadır. (Yar. 2. H.D., E. 2004/477 K. 2004/1542)
Tanık ve bilirkişi raporu delilleri haricinde ikrar, taraflar arasındaki mesajlaşmalar ve her türlü başkaca delille de kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğünün ihlal edildiğini ispatlamanın mümkün olduğunu düşünüyoruz.
6. SONUÇ
Kişisel bakım ve beden temizliğine özen yükümlülüğünü çalışmamız kapsamında daraltabilmemiz için öncelikle bu yükümlülüğün eşlerden kusursuz bir fizik, çekicilik ve ideal ölçüler beklemediğini ifade etmemiz gerekir. Bu yükümlülük kapsamında eşlerden beklenen ortalama bir bireyin, eşine ve çevresine saygısını yansıtacak kadar temizliğine, kişisel bakımına ve dış görünüşüne dikkat etmesidir.
Eşlerden kişisel bakımı ve beden temizliğine dikkat etmelerini beklemekteki amaç eşlerin birbirinden soğumalarını engellemek, birbirlerine duydukları saygı ve itibarı korumak, evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesini engellemek ve evlilikte eşlerin birbirine her açıdan zevkle yaklaşmalarını sağlamaktır.
Vücut ve ağız kokusu, aşırı kıllanma ve duş alınmaması Yargıtay tarafından karar altına alınmış başlıca kişisel bakım ve beden temizliği yükümlülüğünü ihlal halleridir. Fakat aşırı kıllanma, vücut ve ağız kokusu gibi sorunların yükümlülüğün ihlali anlamına gelip gelmediğine karar verirken bu sorunların bir sağlık sorunundan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılır.
Kişisel bakım ve beden temizliğine halel getiren olumsuzlukların sağlık sorunundan kaynaklanması ve bu sorunun tedavisi için eşin tedaviden kaçınmaması halinde kusurlu bir davranıştan bahsedemeyiz. Ancak olumsuzluk sağlık sorunundan kaynaklanmıyorsa veya sağlık sorunundan kaynaklandığı halde tedaviden kaçınılıyorsa kusurlu bir fiil söz konusudur.
Kişisel bakım ve beden temizliğine halel getiren sağlık sorununun tedavisinin mümkün olmaması halinde diğer eşten evlilik birliğini devam ettirmesi beklenmez. Bunun altında yatan sebep Yargıtay?ın evliliğe ilişkin evliliğin temel amaçlarından birinin de cinsel arzuların karşılanması olduğuna ilişkin görüşüdür.
Yargıtay, kişisel bakım ve beden temizliğine dikkat edilmemesini psikolojik şiddet olarak kabul etmektedir. Bunun bir sonucu olarak kişisel bakımına ve beden temizliğine dikkat etmeyen eşin kusurlu olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve diğer eşten evlilik birliğini devam ettirmesinin beklenemeyeceğidir.
Evlilik birliği içerisinde eşlerin kişisel bakımına ve beden temizliğine dikkat etmemeleri tıpkı birbirlerine hakaret etmeleri, manevi baskı kurmaları, birbirlerini terk etmeleri, ortak çocukla iletişimi engellemeleri gibi önemli ve ciddi bir kusurdur. Eşler evlilik birliğinde nasıl birbirlerine hakaret etmemek, aşağılamamak ve saygılı davranmakla yükümlüyse aynı şekilde kişisel bakım ve beden temizliklerine de dikkat etmek zorundadır.
Av. Ali Cengizhan KILIÇ
